ARINMA BİLİNCİ VE TÖVBE

Allah-ü Teâlâ (c.c) insanoğlunu iyilik ve kötülük yapmaya müsait bir şekilde yaratmıştır. İnsanoğlu nefsine uyduğu zaman kötü işler de yapar, iyi işlerde yapar. Bu iyilik ve kötülük melekeleri insanın içinde mevcuttur. Allah-ü Teâlâ böyle yaratmıştır. İnsanoğlu nefsinin ve duygularının etkisinde kalarak Allahın hoşnut ve razı olmadığı; başta kendisi olmak üzere, topluma ve çevreye zarar verici davranışlarda bulunur.

Dinimiz İslam fıtrat dinidir. Bunun sonucu olarak, bir insan iyi amel de yapar, kötü amel de yapar. İşlenen hatandan ve günahtan insan pişman olmak isterse; tövbe edebilir. Rabbinden af dileyebilir. Ancak kuran da tövbeyle ilgili ayetlerden ve hadislerden anladığımız şekilde tövbe bir daha aynı hataları yapmamak üzere pişmanlık duyarak tövbe etmeliyiz. Allah’ın hoş görmediği ve yasak ettiği hata ve günahları bile bile yapmaya devam edersek; bu tövbe Allah’ın kabul ettiği ve biz hatalı ve günahkâr kullarından beklediği davranış olmayacaktır.

Yüce Allah (c.c) Kur’an-ı Kerimde şöyle buyuruyor; “Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler. (Tahrim Suresi 66/8)
Peygaber (s.a.v) efendimiz; “Ey insanlar Allah’a tövbe ve istiğfar ediniz. Ben günde yüz kere tövbe ediyorum.” buyuruyor. (Müslim, Zikr, 42(2702))

Bir tövbenin makbul olabilmesi için, kişi tövbesinde samimi olmalı, nedamet ve gözyaşı ile Allah’a yalvarmalıdır. Üzerinde kul hakkı bulunmamalıdır. Şayet varsa öncelikle hak sahibinden helallik almalıdır. Dinimizde ümitsizliğe yer yoktur. Yeter ki insan şeytan gibi hata ve isyanda ısrarlı olmasın. Adem a.s. ve Havva annemiz gibi hatasını anladığında tövbe ve istiğfar ile rabbine yönelsin. Hiç şüphesiz Allah günahını itiraf eden, günahlarından arınmak isteyen kullarını affeder.

Yüce Allah’ın kullarına tövbe etme fırsatı vermesi O’nun sonsuz rahmetinin bir tecellisi ve fırsatıdır. Yüce Allah kulları günah işlediklerinde hemen cezalandırmaz. Tövbe etmeleri ve pişman olmaları için mühlet verir ve rahmet kapılarını açık tutar. Kulları rahmet ve bağışlanma dileyip tövbe ettiklerinde karşılık verir, günahlarından dolayı samimi ve pişman olmuş bir şekilde tövbe etmelerinden hoşnut olur. Allah (c.c) kurandaki birçok ayeti kerimesinde biz günahkâr kullarını pişmanlık tövbesine davet etmekte ve bu şekilde tövbe edenleri cennetine koyacağı haber vermektedir.

Tövbe etmenin bir takım şartları vardır. Bunlar; günahı bir an önce bırakmak, işlenen günahtan dolayı pişmanlık duymak, bir daha günah işlememeye kesin bir şekilde karar vermek, günaha sevk eden arkadaşları ve çevreyi terk etmek, Allahtan af ve mağfiret dilemek ve en önemlisi kul hakkına sebebiyet veren durumlarda hak sahipleriyle mutlaka helalleşmektir. Zira yüce Allah kul hakkına çok ehemmiyet vermektedir.

Bu konu da sevgili Peygamberimiz; “Kimin yanında kardeşinin yenmiş bir hakkı varsa hakkı yiyenin iyiliklerinden alınıp hak sahibi kardeşine verilecek gün gelmeden önce daha şimdiden helallik dilesin” buyurmuştur. Yüce Allah bir başka ayeti kerimesinde; “Onlar fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı anarlar. Günahlarının bağışlanmasını dilerler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir? Ve onlar bile bile günahlarında ısrar etmezler” buyurmaktadır. (Müslim, Zikr, 42(2702))

Sevgili peygamberimiz ilk Cuma hutbesinde; “Yararlı işler görmekte acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplayacaktır. O zamanda insan, mü’min olarak sabahlar, kâfir olarak geceler; mü’min olarak geceler, kâfir olarak sabahlar. Dinini küçük bir dünyalığa satar.” (Müslim, Îmân 186. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 30, Zühd 3; İbni Mâce, İkâme 78)

Yüce dinimiz İslam’ın emirlerine tam bir teslimiyetle tabi olalım. Kâinatın efendisi, peygamberimizi kendimize örnek alalım. Hata ve kusurlarımızın büyüklüğüne bakmadan halis bir niyetle günah kirlerinden arınmaya çalışalım. Ne mutlu tövbe edebilenlere…

Feyzullah Kırca

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir